17 Nisan 2014 Perşembe
 
Ana Sayfa Yazarlar HALİL SAVDA
17 Mayıs 2013 Cuma
HALİL SAVDA
halilsavda@gmail.com

Gerillanın uzun yürüyüşü

Abdullah Öcalan’ın 21 Mart 2013 tarihli Amed Newrozu’ndaki çağrısı ile KCK Yürütme Konseyi 8 Mayıs tarihinden itibaren silahlı güçlerinin sınır dışına çekileceğini açıkladı.

Öcalan tarihi açıklamasında “artık sınır ötesine çekilme aşamasına gelinmiştir” dedi. Öcalan’ın önerdiği yeni mücadele tipi şiddetsiz olacaktı. Türkiye’de sistem çözülmüştür. Bu sistemin demokratikleşmesi de mümkündür, otoriterleşmesi de…
Çözülen sistemin demokratikleşmesi için 30 yıl Kürdistan dağlarında silahlı mücadele yürüten gerillaların Türkiye sınırlarının dışına çıkması gerekiyordu. PKK artık Kürt sorununun demokratik çözümünü şiddetten arınarak sağlayacaktı. PKK gerillaları 8 Mayıs 2013 tarihinden itibaren Türkiye sınırlarının dışına çıkmaya başladı. Gerillanın 8 Mayıs’ta başlattığı “demokratik çözüm yürüyüşü” esasında uzun erimli bir barış yürüyüşüdür.
Öcalan, “Bu son değil yeni bir başlangıçtır. Bu mücadeleyi bırakmak değil yeni bir mücadeleyi başlatmaktır” dedi. Bu yeni mücadele barış ve özgürlük yolunda tarihi bir başlangıçtır.
“Barışa giden yol yoktur, barışın kendisi bir yoldur”.
Özgürlük mücadelelerinde uzun yürüyüşler ilk değil.
Hindistan bağımsızlık hareketinin siyasi ve ruhani lideri Mahatma Gandhi 1930 yılında, o dönem Britanya’nın, sömürgesi olan Hindistan’a “Tuz Vergisi”nin kaldırılması için 400 km. yol yürüyerek, şiddetten arındırılmış aktif bir direniş tarzının öncüsü olmuştu. Mahatma’nın yürüyüşü İngiliz sömürgeciliğinin sonu oldu. Hindistan’ın özgürleşmesi bu uzun yürüyüşün sayesindedir.
Yine Mao’nun uzun yürüyüşü bir efsanedir. Çin’de çembere alınan ve imha tehlikesi ile karşılaşan 300 bin komünist, Mao’nun önderliğinde 1934 yılında uzun yürüyüşe başladılar. Bu yürüyüşün amacı imha çemberini aşmak ve yok olmaya karşı hayatta kalma çabasıydı. Var olmak ve büyük devrime hazırlanmak için bu yürüyüş gerekliydi. Mao’nun uzun yürüyüşü olmasa özgürlük ve hayatta kalma mümkün olmazdı. Mao’nun uzun yürüyüşü esasta 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’nin ilanı ile son buldu. Mao ve arkadaşlarının amacı özgürlük ve eşitlikti. Bunu başardı.
Kürt bilge ve lideri Mustafa Barzani 6 Mayıs 1947 yılında Irak Kürdistan’ının Ergoş Köyü’nden uzun yürüyüşe çıktı. İran Mahabat Kürt Cumhuriyeti 1947 yılında 11 aylıkken yıkılmıştı. Bu yürüyüş olmazsa Mustafa Barzani ve arkadaşları ya Mahabat Kürt Cumhuriyeti ile birlikte yok olacaklar ya da Irak’ta teslim olacaklardı. Böyle bir yok oluş ve teslimiyet Kürtlerin özgürlük çabasının sonu olabilirdi. Bu tehlikenin önüne geçmek için uzun bir yolculuğa çıktılar. Bu yürüyüş iki bin yılında Mustafa Barzani’nin oğlu Mesud’un öncülüğünde kurulan Irak Kürt Federe Devleti ile son buldu.
Kürt gerillalarının öncülleri gibi 8 Mayıs’ta başlattıkları uzun Yürüyüşün iki mesaj ve hedefi var. İlki silahsızlanma ve şiddetten arındırılmış demokratik barışçıl bir mücadele sürecinin başlatılması. İkincisi Kürt sorununun demokratik özgürlükçü çözümünü sağlamak. Gerillaların yürüyüşü bir yönü ile yol temizliğidir.
Cicero, “Savaşta yasalar susar” derken doğru söyler. Bu yol temizliği ile iç savaş yıllarında susan ve rehin alınan yasaların kelepçelerinden çözülmesi, yasaları konuşturup adaleti geri getirmek amaçlanıyor.
Albert Einstein’in, “Kavganın kazananı yoktur. Ya kaybedersiniz ya da daha çok kaybedersiniz” sözlerindeki gerçeğin farkında olarak söylemek gerekir ki barışın kazananı vardır. Ya kazanırsınız ya kazanırsınız. Gerillanın başlattığı uzun barış yürüyüşü bu bilincin doğru idrak edilmesi ile ilgilidir.
Hermann Hesse’nin “Yumuşak olan sertten güçlüdür. Su kayadan güçlü, sevgi kayadan güçlü” sözü barışın savaştan, şiddetsizliğin şiddetten daha güçlü ve çözümleyici olduğu gerçeği hususunda öğreticidir.
Uzun yürüyüşün yumuşaklığı, suyu ve sevgisi bu bakımıyla Türkiye’nin yeniden kuruluşu mücadelesinde büyük rol oynamaya devam edecektir.
Yürüyüşün 2015 yılında Türkiye’nin özgürlük ve demokratikleşmesi ile sonuçlanması mümkündür.



2090
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazı Boyutu:12 14 16 18

Yazarın Diğer Yazıları

Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı ve yeni fırsatlar

HDP ile tamam mı devam mı?

Ne AKP’ye mahkumiyet ne CHP’ye mecburiyet

Amed Newrozu’nda Öcalan

Rusya yeniden sahnede

Murat’la gülümseyebilmek

‘Rehine’ alınmış bir barıştan özgür Öcalan’a

İmralı’da kurulan masa dağılıyor mu?

Ayşe Kulin ve Osmanlı dedesi

Ortadoğu inşasında Kürtler

Cenevre 2’de Suriye çözümü olur mu?

Cenevre 2 Konferansı organizasyon komitesine açık mektup

Adalet hükümsüzdür

Umudu Bişeng’te buldum

Roboskî’de 28 Aralık’ta adalet ve vicdan ses verecek

Filler tepişiyor; Erdoğan Gülen savaşı

‘Provokasyon’ diyenler ve ‘Gezi ruhu’

Taylan ve RedHack

‘Askerlikten soğutma’ suçunun bir hükmü kalmamıştır!

Barzani’nin ziyaretinde iki BDP vardı

Roboskî ve Erdoğan’a Amed’de eşlik edenler

Gelsin valin, gelsin copun gelsin kulağın

Size tavsiyem: Askere gitmeyin

Kandil, Öcalan ve Kürtlerin ilişkisi

DUVAR

7. Dublin Platformu’ndayım

Af Örgütü’nün Gezi raporu hakkında...

Barış takipçiliği ve ödül

‘Yeni format’ ve paket

Cunta ve Onur

YÜRÜMEK

Savaşa hayır

Roboskî ve Esma’ya gözyaşı

Arap Bahar’ı ve Mısır

Cenevre 2 savaşları ve Rojava

Kürt-Türk ittifakı ya hiç olmayacak ya da Rojava’da olacak

Taraflar çözüm istiyor mu?

40 günde 5 insan öldürtünce olacağın...

Askere selam duran devrim!

Ayaklar baş olursa...

Kürt sorununda gelinen yer

Kasımpaşalı Erdoğan’ı istiyorum

Taksim ve bölgesel etkileri!

Sevinç gibi her vurulanla değiştik

Irkçılık ve yok olan Pontus

Yeniden kuruluşun XWEDASI...

Yeniden kuruluşta anayasa...

Yeniden kuruluşta Sivil İtaatsizlik...

Yeni Kurucu İrade...

‘Ne Çektin Be Türkiye’